|
Değerli meslektaşlarım,
Son günlerde aklımda olan ama yazamadığım, sitelerimizde okuduğum güzel yazıların ve yorumlar neticesinde yazmaya karar verdiğim yazıların ve yorumların devamı niteliğini taşıyacağını umduğum bir yazı;
Örgütlenme, güçlü bir dernek yapısı, zümre hareketinin dinamikleri, Yapılan eylemler (tekel işçileri, uzmanlar) kimisi cılız kimisi ses getiriyor ama bizler yapamayız biz alışık değiliz. Biz bir araya gelip konuşup anlaşamayız keşke yapabilsek ama zor çok zor.
İki kişi yola çıksa birisi önder olmalı diyen ve mutlaka bir baş ve diğer uzuvlarla süslenmiş bir vücud ile her gün gördüğümüz yaşadığımız bir şey ama çalışan veya emekli fark etmez biz bir kişiyi önder yapıp onun söylediklerini yapamayız başaramayız…
Bizler çalışırken çalıştığımız yerde bir amir varken bizden en az yedi sekiz Astsubay olur ama biz bir araya gelip örgütlenemeyiz. En küçük örgütlenmeyle o kişilerin bir araya gelmesi düşünülebilirdi. Ama böl parçala yönet taktiğini herkes bilir ama uygulamaya geldi mi benim amirle aram iyi, ben niye böyle bir şeye kalkayım, sicil lazım, tayin vs sebeplerden hep amir içerden birileri ile arasını iyi tutup önce onları sonrada araları iyi olanları halleden bir zihniyet ve herkes bunu bildiği halde iyi geçirdiği günleri kar sayarak yıllar yılı birbirini kötüleyip, yaptığı işlere kulp takıp, aile yapısı, siyasi duruşu, tutuğu takımı vs.sebeplerle birbirimize olan saygımızı ve sevgimizi yok ettikleri ortamlar.
İlk kıtaya çıktığımda 60’ lı bir büyüğümüz şöyle demişti hiç aklımdan çıkmaz “Sen bana bak geleceğini gör ben sana bakınca geçmişimi göreyim” bizler dün ne isek bugün de aynıyız. Birileri çıksın (70 lerde Astsb.ların boykotunda olduğu gibi) bir şeyler yapsın biz görelim zararı olursa yapanlara, karı olursa hep ortağız zihniyeti hep vardı hep olacaktı, hep oldu.
Şimdi tekel işçilerinin eylemini beğenen ve aynısını yapalım diyen bir sürü arkadaşımız var ama bakalım onlar nasıl böyle bir eylem yaptılar ve ses getirdiler bir inceleyelim. Tekel işçileri TÜRKİYE’nin dört bir yanından sendika başkanının gel demesiyle toplandı, içlerinde Doğulu, Batılı, Kürt, Türk, Alevi, Sunni, AKP’li, MHP’li, CHP’li, FB’li, GS’lı, BJK’lı, Başı örtülü başı açık, düz liseli, imam hatipli var ama birbirlerini yargılamak yerine önce kendi durumlarını konuşup özlük haklarını istiyorlar kendileri için konuşuyorlar, aileleri için konuşuyorlar, sonunda belki bir daha çalışama riskine rağmen direniyorlar. Hepsinin ortak paydası ekmekleri rakipleri ise belli almak için rakipleri ile top yekün mücadele ediyorlar;
Biz yapabilirmiyiz hep beraber bir düşünelim bir birimizin tüm değerlerine saygılı olmayı becerebilirsek, inananın inancına, inanmayanın inanmadığına, Türklüğe ama Kürtlüğede, Aleviliğe ama suniliğe ve diğerlerine de, AKP’liye ama MHP’li, CHP’li ve diğerlerine de, FB’liye ama GS’lıya BJK’lıya ve diğerlerine de saygı duymayı becerebilir ve ortak paydamız olan Astsubaylık etrafında birleşebilirsek ve rakibimizi de iyi belirleye bilirsek o zaman başarabiliriz kanısındayım. Hep bir şekilde bir birimizi elersek bu CHP’li solcu gelmesin camiadaki CHP.lileri cık, bu AKP’li gelmesin AKP’lileri çık, bu baş örtülü gelmesin baş örtüleri çık, bu FB’li gelmesin eee FB’lileri çık, bu alevi gelmesin Alevileri çık kimlerle birlik olacağız kimlerle hakkımızı savunacağız geriye üç beş kişi kalacak, onlarda bas bas bağırıp çalışıyoruz ama olmuyor yapamıyoruz diyecek ve bu düzen böyle devam edip gidecek.”Ne edersek kendimize,ederiz kendi kendimize.”
Camiamızın tek yasal temsilcisi derneğimiz onlar da bir an önce kitlesel bir birliktelik sağlayarak şube açmak isteyenlerin önünü tıkamak yerine çok şubeler açarak örgüt ağını genişletmeli gittik anlattık, dosya verdik, bizi dinlediler, iyi karşıladılar dan ziyade şunu başardık, şunu aldık demelidir. Bir taraflardan işaretle değil ilkelerini belirleyen ve o çerçevede hareket eden bürokrasinin tekeline girmeden sırf kurumumuz muhalif diye birilerine muhalif olan değil, Düzgün, ilkeli, seviyeli, dışlamadan, dışlanmadan hak aramalıdır.
Kanımca biz haklarımızı alırsak böyle alırız. Selamlar…
 |